Ve Çeliğe Su Verildi kitabının çok etkileyici bir Sovyet Edebiyatı eseri olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle kitabının isminin içerikle çok uyumlu olduğunu vurgulamadan geçemeyeceğim. Normalde yumuşak olan çelik maddesinin en yüksek derecede ısıtıldıktan sonra su verilerek sertleştiğini tıpkı işçi sınıfının da devrim sürecinde böyle ısıtılması ve sertleşmesi sonucunda ortaya çıkışına benzetmiş. Eserde insanın çelikleşene kadar ne kadar piştiği, sağlamlaştığı görülür. İşçi çocuğu olan Ostrovski (1904-1937) Ukrayna’nın küçük bir kentinde doğmuş. Yazarın hayatına baktığımızda Ve Çeliğe Su Verildi kitabının yarı otobiyografik ögeler taşıdığını rahatça görebiliyoruz. Gözünün kör olması, felç geçirmesi ve diğer bütün zorluklar. Hikaye hemen hemen 1917 Ekim devrimi bağlamında başlıyor ve sonrasında 1. Dünya Savaşı’yla devam ediyor. İç savaşlar, dış güçler birçok şey mevcut. Kitabın temposu neredeyse hiç düşmüyor. Kitabın ana karakteri Pavel Korçagin küçük, haylaz bir çocukluk dönemi geçirir ve o büyürken devrimci ortam ve düşünceler de kök salmaya, toprağın derinliklerine inmeye başlar. Bu ikisi aynı anda serpilir Rus topraklarında. Devrimci düşünceyle beslenip büyüyen Pavel, kendisi de besler devrimi; inatçılığıyla, azmiyle, inancıyla, tutkusuyla, kanıyla ve son olarak düşüncesiyle.. Ayrıca eser Lenin Nişan Ödülü almıştır. Çok etkileyici bir isme sahip olan bu kitaptan bir alıntı ile incelemeyi sonlandıralım; “Yaşamak için sertleşmek gerekliydi. O korkunç, fırtınalı yıllarda, ancak gerçekten çelik gibi sertleşebilenler herşeye dayanabilmişti.” Ve Çeliğe Su Verildi, Nikolay Ostrovski
Mihail Lermontov ile birlikte Rus Edebiyatının en önemli iki edebiyatçısı arasında gösterilen Alexandr Sergeyeviç Puşkin, modern Rus Edebiyatının kurucusu olarak nitelendirilir. Edebiyat dehası olan Puşkin’den okuduğum ilk roman ki kendisinin de en bilindik romanı. Aşk, fedakarlık ,sadakat, şeref, savaş gibi evrensel tüm temaları barındıran bir içeriğe sahip. Sayfa sayısı olarak az olmasına rağmen anlatım yoğunluğu olarak çok dolu ve bir o kadar akıcı kitap. Oldukça yalın bir dille yazıldığı için nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Hatta rus edebiyatına giriş yapmak için başlangıç kitabı olarak bile görülebilir. Her bölümün başında atasözlerinden veya halk türkülerinden o bölümü özetleyecek kıssadan hisselere yer verilerek, okuyucunun dikkatini çekmeyi başarabiliyor. Ayrıca yaşanan gerçek bir hikayeden alındığı için de çok etkilenip o duyguları yoğun biçimde içselleştirdim. Tolstoy, Okuduğum en iyi üç roman listesine kesinlikle alabilirim bu kitabı. Nefis...