İlber Hocamızın son eseri. Mustafa Kemal Atatürk.
Açıkça söyleyeyim ben çok büyük beklentilerle almıştım. Günümüzde Gazi hakkında o kadar çok kitap yazıldı çizildi ki O’nu birde Ortaylı gibi bir tarihçiden dinlemek zevk verecekti.
İlber Hoca Mustafa Kemal’i sanki bir ülke kurucusu olarak değil de Osmanlı Paşası gibi anlatma yolunu seçmiş gibi geldi bana.
Böyle zor zamanlardı, böyle de biradam geldi ve bunları yaptı demiş sanki.
Ama tabiki okunmalı.
Soner Yalçın’ı sadece kendilerini muhalif olarak adlandıran bir kitlenin okuyor olması beni rahatsız eden noktalardan.
Soner Yalçın bu ülkede on yıllardır gazetecilik yapan, bedeller ödeyen de birisi.
Bu eserinde de sayın Erdoğan’ı kaleme almış. Onun ailesinden başlayarak eğitim hayatı, siyasi eğilimleri, Büyükşehir başkanlığı, ticari faaliyetleri ve yeni bir parti kurma sürecine kadar birçok konuya parmak basmış.
Okuyunuz isterim.
Soner Yalçın’ın, Abdullah Çatlı’yı anlattığı eseri. Yeni baskısı Kırmızı Kedi Yayınevi’nden yapıldı.
Onun nasıl bir eğitim aldığına, devlet ve kendi adına neler yaptığına, yanlışlarına doğrularına uzun uzun değinirken o dönem Türkiye’sini de güzel bir şekilde anlatıyor.
Okuyunuz efendim.
Yirmi yıl geçmiş ilk baskısı üzerinden. Şu an Kırmızı Kedi Yayınevinden yayınlanmakta.
Binbaşı Cem Ersever. JİTEM, Yeşil, abdullah öcalan, PKK ve fail-i meçhul cinayetlere kadar birçok konuya değinmiş.
Okuyalım tabiki.
Milli Mücadele’yi bu denli akıcı bu denli dolu dolu bu denli göz yaşartıcı anlatan bir başka tarihçi, yazar daha çıkmadı bugüne değin.
Osmanlı Devleti‘nin son dönemlerinden başlayıp da Gazi Paşanın Samsun’a çıkışı ile başlayan süreci öyle güzel anlatıyor ki Özakman...
Duymadığınız nice anı, anekdot görecek okuyacaksınız.
Her Türk vatandaşının okuması gereken bir eser.
Artık ömründe son demleri yaşayan Stefan Zweig’ın geriye dönüp de baktığında aklının, yüreğinin en derininde ‘yıkık bir Avrupa’ vardır.
Özgürlüklerin elinden alındığı, faşizmin ve savaşın kol gezdiği bir Avrupa.
Zweig’ın otobiyografik eserini okuyacaksınız. Bir düşünürün, bir aydının, bir hümanist yazarın geriye dönüp baktığında gördüklerini okuyacaksınız.
Zweig’ı tanıma adına ilk okunası kitaplardan bence.
Kitaba adını da veren Sırça Köşk hikayesiyle birlikte basımı yapılan bir hikaye derlemesi.
Sabahattin Ali’nin romanları kadar hikayelerinin de tadına varacaksınız.
Okuyunuz tabiki
Soner Yalçın’ın Saklı Seçilmişler kitabında denk gelmiştim kendisine.
Vandana Shiva, Hint ekolojist, araştırmacı ve aktivist. TEDx konuşmaları da mevcut diliniz var ise.
Bu eserinde gıda soygunlarından endüstriyel dayatmalara, tohum hırsızlarından gıda sektöründeki küresel şirketlere kadar birçok konuya değiniyor.
Cargill, Monsanto, Unilever gibi devleri de okuyacaksınız.
Edebiyatımızın güzide insanı, yazarı. Öyle güzel şeyler yapıyor olmasına rağmen bu kadar mütevazi olması apayrı bir güzellik.
İmza günlerinde nasıl davrandığına bakmanız dahi yeterli.
AZ, benim açımdan Hakan Günday kitapları arasında farklı bir yerde. Tabi Piç ile Kinyas ve Kayra’yı okumadan yazıyorum.
Bir kitap ve iki farklı hayat. Onların çileli hikayeleri. Aşk, acı, edebiyat, seks. Hepsi iç içe.
Daha fazla yazacak olsam spoiler olacak. Okuyunuz sadece okuyunuz.
Javier Marías Nobel’in sağlam adaylarından.
Üçlemenin ilk kitabı. Jaime Deza, çevirmen olarak görev yapan biri. Bir özelliği daha var ki görev aldığı İngiliz İstihbarat Teşkilatının asıl dikkatini çekense bu. Deza dış görünüş ve hal hareketlerden insanları yorumlayabilen de biri.
Klasik bir polisiye beklemeyin asla. Farklı yorumlamalar, karakter tasvirleri mevcut çokça.
Okuyunuz derim serinin ilk kitabını.