Sinan Meydan’ın Akl-ı Kemal serisinin dördüncü cildi.
Bu cildinde;
Uçak Sanayi Projesi, Dinde Öze Dönüş ve Dil, Tarih Tezleri Projelerini bulacaksınız.
Zweig genel anlamıyla kısa novellalarıyla tanınmakta ülkemizde.
Onu yerme cüretini kendinde görenler, Zweig’ın salt novella yazarı olduğunu düşünenler kanımca.
Keşke biyografilerini, denemelerini, otobiyografik eserini okumuş olsalardı.
Vicdan Zorbalığa Karşı, bence en etkileyici eserlerinden. Okurken not almayı, kalem kullanmayı seviyorsanız çok şey bulacaksınız burada.
Zweig Vicdan ve Zorbalığı, Castellio ve Calvin’i anlatırken hem bir dönemi yansıtıyor hem de dikta rejimlerinin karşısında nasıl da dimdik durmamız gerektiğini ifade ediyor bizlere aslında.
Okuyunuz efenim.
Türk edebiyatının belki de en romantik karakteridir diyor YKY, kahramanımız Yusuf için. Doğrudur belki de.
Bir ölümle başlayan eser bir ölümle son buluyor. Yusuf’un bu süre zarfındaki yaşadığı acı, aşk ve yalnızlık üçgeni eserin sonuna dek sürüyor.
Kıyaslama yapmak belki yersiz; ama Sabahattin Ali’nin en azından bende bir başka yeri olan eseridir.
Okuyunuz okutturunuz efendim.
Türk edebiyatının belki de en romantik karakteridir diyor YKY, kahramanımız Yusuf için. Doğrudur belki de.
Bir ölümle başlayan eser bir ölümle son buluyor. Yusuf’un bu süre zarfındaki yaşadığı acı, aşk ve yalnızlık üçgeni eserin sonuna dek sürüyor.
Kıyaslama yapmak belki yersiz; ama Sabahattin Ali’nin en azından bende bir başka yeri olan eseridir.
Okuyunuz okutturunuz efendim.
Sabahattin Ali’yi sadece romanları veya hikayeleriyle tanıyan biz genç nesile ders niteliğindeki derleme eseridir.
Onun aynı zamanda iyi de bir gazeteci ve muhalif olduğunu gösteren nüshalardır bunlar. Aziz Nesin, Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz gibi isimlerle neler yaptığını, nelerin mücadelesini verdiğinin de göstergesidir.
Gazete ve dergilerde yer alan yazılarını bulacaksınız. Okuyalım tabiki.
Edebiyat eleştirmenleri (Berna Moran, Bilge Karasu, Mehmet Kaplan, Enis Batur) Ahmet Hamdi’yi ‘roman’ anlamında büyük yazarlar kategorisine koymuyor çoğu zaman. Tam anlamıyla sonlandırdığı iki romanı var: Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Huzur.
Durum böyle olsa da O’nun bu eserinin haklı gururuna ulaşabilen bir roman olmadığı gibi olmayacak da bence.
Hayri İrdal’in etrafında gelişip büyüyen olaylar aslında hem komik hem de trajikomiktir ve bu durumu Ahmet Hamdi gibi bir usta ancak bu kadar net ortaya koyabilirdi galiba.
Defalarca okunası Tanpınar başyapıtıdır.
Saramago’nun haklı olarak en fazla tanınan ve okunan eseri.
Trafik ışıklarında görme yetisini kaybeden kişiyle başlayıp şehirde art arda artan yeti kaybını anlatıyor Saramago.
Anlatmak istediği tabiki sadece bir yetinin kaybı değildir. O yetinin kaybıyla birlikte yönetimin zalimleşmesi, yetisini kaybedenlerin veya onları izleyenlerin bencilleşmesi, değerlerden uzaklaşmasını bizlere acı acı anlatır yazar.
Aralarında tek göreni olan bir gruba odaklanırız eserde daha çok. Onların mücadelesi ve savaşımı üzerinden sürer gider eserimiz.
Okunmalı. Defalarca.
Saramago’nun hikaye derlemesi.
Yine o farklı üslubu ve konularıyla sizleri büyüleyecek. Hele de şu kitaba ismini veren Ölümlü Nesneler hikayesi.
Adı üstünde, kullanım süresi dolmadan ölen nesneler düşünün, aynı insanlarda olduğu gibi.
Kaçırmamalısın.
Savaş çanları çalmaya başlamıştır ve ressam Ferdinand’ı zor günler beklemektedir. Öldürmek ona göre değildir. Ama Ferdinand orduya katılım için çağrılmış ve bundan dolayı İsviçre’ye gitmiş-kaçmıştır.
Oraya gelen tebliğ sonrası eşiyle birlikte bşr karar vereceklerdir. Ya gidecek ya da kalacak.
Sence?
Hayyam. Matematikçi, Filozof, Astronom ve bence en son şair.
Bir Alim. Ciddi manada büyük bir bilgin. Karşınızda edebiyat alanındaki en ünlü yapıtı. Rubailerinin yer aldığı derleme. Sabahattin Eyüboğlu çevirisi ve araştırması bir başka güzellik zaten.
Okuyunuz efendim.