Lise yıllarınızdan bugüne fazlaca duydunuz eseri.
18.yy sonlarında geçmekte eserimiz. Üst metin olarak Zindandan kurtarılan Doktor Manette, yıllar sonra kavuştuğu kızı, kızının aşkı ve diğer karakterlerimizin 1770 sonrası Fransa ve İngiltere’deki yaşamlarını anlatırken aynı zamanda Fransız İhtilaline doğru gidilen süreçte halkın sefaletini, yaşamın güçlüğünü ve zorbaları anlatıyor bizlere.
İki Şehir (Paris-Londra) arasında sıkışıp kalmış dertlerin, acıların, zorlukların hikayesini dinlemek isteyenlere...
Aytmatov, Türk Devletlerinde yaşayıp adı Dünya üzerinde en çok zikredilen yazar.
İmkan olsa da birkaç saatlik nefes tutabilsek ve o esnada okuyabilsek bu hikayesini. Öyle güzel, öyle değerli bu 100 sayfa.
Bozkırda geçen hikayelerine nazaran bu hikayesi denizde geçmekte. Bir evlat, bir baba, bir amca ve bir ata. Ve çıkılan av. Ve o deniz avı esnasında karşılaşılan zorluklar. Sonrası mı.. Hadi okuyun.
Postmodern edebiyatın en önemli temsilcilerinden Calvino, biliyorsunuz.
Bu derlemede onun on üç etkileyici yolculuk hikayesini bulacaksınız. Yolculuktan kastımız sadece fiziksel olarak katedilen bir mesafe değil. Kitap künyesinde de okuduğunuz üzere ‘arzunun nesnesine’ yapılan yolculuk mevcut.
Kimi zaman yalnızlık, kimi zaman iletişim sorunları kimi zaman da sessizlik kaleme alınıyor okuyacağınız hikayelerde.
Ve bir kez okunup da bir köşeye atılabilecek cinsten olmayan hikayeler bunlar.
Calvino, sizlere hem bir dil ziyafeti sunarken hem de aşkın nasıl da bir kavuşamama hali olduğunu anlatıyor.
Buyurun derim.
Sinan Meydan’ı tanıyorsunuz zaten. Cumhuriyet dönemini irdeleyen, inceleyen sayıca az tarihçilerimizden.
Diğer eserlerinde de olduğu gibi burada da Atatürk ve Cumhuriyet dönemini anlatmakta.
Atatürk’ün söylemlerinden yola çıkarak günümüze ışık tutmaya çalışmış eserin temeline baktığımızda.
Özellikle şu an Kaynak Yayınlarından basımı yapılan ‘Atatürk’ün Bütün Eserleri’ serisinden çok fazla faydalanmış her anlattığının objektifliğini yakalama açısından.
Birçok kitabında gördüğünüz üzere yine büyük bir kaynak taraması mevcut. Ve Meydan’ın en sevdiğim yanlarından biridir bu naçizane.
Bazı anlar ‘övgü’ amaçlı fazla zorluyor mu? Evet. Maalesef.
Ama buna rağmen Atatürk’ü ondan okumak başka güzel.
Erich Fromm. Antropolog, felsefeci, psikanalist.
Onlarca eseri mevcut biliyorsunuz.
Kitap ‘İtaatsizlik’ başlığı üzerinden basılmış; fakat içeriğinde birbirine sistematik olarak bağlı dört ana konu mevcut.
İlk aşamada ‘Psikolojik ve Ahlaki Bir Sorun Olarak İtaatsizlik’ başlığıyla giriş yapan Fromm bunu din öğretilerine getirip ‘Peygamberler ve Rahipler’ başlığıyla incelemeye devam ediyor.
Sonrasında ‘Bırakın İnsan Kazansın’ başlığıyla insani sistemlere giriş yaparken Kapitalizm ve bozulmuş Sosyalizm eleştirisi yapıyor. Konuyu son olarak ‘Hümanist Sosyalizm’ başlığıyla sonlandırıyor.
Okunmalı, altını çize çize.
Şöyle başlayalım. 27 yaşında bir Dostoyevski yazmıştır bu eseri. Eserin ilk çevirmeni Nihal Yalaza Taluy söylemiyle ‘ister kısa romanı ister uzun hikayesi’ bu. Yani Dostoyevski’nin Dostoyevski olma yolundaki günlerinde yazıldı bu eser.
O yüzden yorumlarımızı, incelemelerimizi bunu göz ardı etmeden yapmalı. Çünkü bir tarafta 1879 yılındaki Karamazov Kardeşler diğer tarafta 1848’deki Beyaz Geceler.
Eserimizin kahramanı aynı zamanda anlatıcısı durumundadır. Petersburg’un ‘Beyaz Gecelerinde’ gezinirken Nastenka adında kendi gibi yalnız bir genç kızla karşılaşır ve ikinci görüşmeleri istemli bir şekilde gerçekleşir.
Anlatıcımız kendi yalnızlığından, hayallerinden bahsederken Nastenka’da geri kalmayıp kendi yaşamından ve bir yıldır mektubunu beklediği sevdiği adamdan bahseder.
Dostoyevski’nin Realist döneminden biraz uzakta Romantik bir eser bekliyor sizleri
Arka kapağında ‘dört gece süren bir aşkın hayali’ diye tanımlanan bu Genç Dostoyevski eserini O’nun edebiyat içerisinde nasıl bir gelişim süreci geçirdiğini görme açısından okumalısınız.
Eser, içerisindeki Bir İçim Su başlıklı hikayesinin adıyla neşredilmiş.
İçerisinde kırk altı kısa hikaye karşılayacak sizleri. Üç bölüme ayrılmış durumda. İlk bölümde Refik Halid’in sürgün güzergahındaki Antakya, Lübnan gibi yerlere dair gözlemlerini okuyacaksınız. İkinci bölümde Daha çok insanlara dair yazdıklarını okuyacaksınız. Son bölümde ise Doğa Betimlemeleri ile mest olup sonlandıracaksınız eserimizi.
Refik Halid’ın o naif, mest edici, duru Türkçesiyle muazzam bir okuma zevki tadacağınızdan şüpheniz olmasın.
Daha ne bekliyorsunuz.
Jules Verne’in zekasına, hiciv ve espri yeteneğine yine hayran olacağınız eseri.
Hayali bir ülkedeki hayali bir şehir olan Quiquendane’de vatandaş, siyasetçi ve tüm kamu kurum görevlileri herhangi bir inisiyatif almadan, kavgadan, tartışmadan uzak sessiz sakin bir yaşam sürmektedir.
Şehre gelen Doktor Ox ve yardımcısının vaadi şehri özel bir projeyle aydınlatmaktır. Tabiki bu vaadin görünen yüzüdür. Bunun arkasında doktorun planını kurduğu çalışma için kobay bulma arayışı ‘hayali şehrimizle’ sonuçlanacaktır.
Devamında mı.. Okuyun hadi.
Öncelikle İş Kültür’e diğer yayınevlerinden çok daha kaliteli bir baskı ve çeviri ile bu eseri sunduğu için teşekkür etmeliyiz.
Esere ismini de veren kahramanımızın adıdır Zacharius Usta. Cenevre şehrindeki en büyük saat ustasıdır. Öyle ki sanatındaki kibri kitabımızın arka kapak yazısında şu ifadelerle anlatılmıştır:
“Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır.”
Şehrin her bölgesinde mükemmel saatler ortaya koyan Zacharius ustanın hikayesini 50 sayfa içerisinde bu denli etkili yazabilecek ender yazarlardandır sanırım Jules Verne.
Eserin görünen tarafında saat ustası Zacharius’un durmaya başlayan saatleri sonrası hiçliğe sürüklenişi anlatılıyor; fakat arka plana geçtiğimizde ‘bilim ve manevi değerler arasındaki’ çatışmaya şahit olacaksınız.
Daha uzun bir inceleme okuma zevkinizi elinden alabilir. Buyurun.
Öncelikle zor bir kitap okuyacağınızı söylemeliyim. Zira Mine Söğüt diline alışılmadan başlanılmaması gereken bir yazardır kanımca. Tabi bu yargıyı ‘Beş Sevim Apartmanı’ adlı eseriyle yıkadabiliriz.
Eser künyesinde ‘hepsi de kaybetmeye yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatlar’ söylemiyle tam anlamıyla bir özet sunmakta zaten.
Mine Söğüt diliyle yirmi Delilik Hikayesi okuyacaksınız. Buyurun.