Tükendi
Gelince Haber VerBu kitap, mülkiyet ile genel iradeyi aynı masaya oturtuyor; John Locke’un “benim olan” diye çizdiği sınırlar, Jean-Jacques Rousseau’nun “hepimizin” dediği meydanda çatırdıyor. Bir yanda emeğin, güvenliğin ve bireysel hakkın soğukkanlı savunusu; öte yanda eşitlik, yurttaşlık ve ortak kaderin yakıcı çağrısı… Okur, iki düşüncenin arasında sadece fikirleri değil, bedelleri de görür: özgürlük hangi noktada ayrıcalığa dönüşür, eşitlik hangi noktada baskıya?
Sayfalar ilerledikçe tartışma “haklı kim?” sorusundan uzaklaşır; yerine daha zor bir soru bırakır: Hangi dünyada yaşamaya razıyız? Bu metin, kesin cevaplar dağıtan bir manifesto değil; okuru huzursuz eden, düşünmeye zorlayan, her bölüm sonunda yeni bir kapı açan bir zihinsel düellodur. Eğer bir kitap, bitince değil zihninizde devam edince gerçek anlamda başlıyorsa—bu kitap tam da orada başlar.