Tükendi
Gelince Haber VerBazı şeylerin yarına bırakılması çok geç olabilir...
Tanıklığa dayanan yapıtlarıyla edebiyatımıza iz bırakan Ferda İzbudak Akıncı, çok satan romanı Bergamalı Simo’nun devamı niteliğindeki Yarın Belki’de, bu kez nükleer santrallerin gölgesinde yükselen bir başka sarsıcı hikâyeyle çıkıyor karşımıza.
Toprağı ekip biçenlerle onu zehirleyenlerin, geceden sabaha ormanları yok edenlerin kirli oyunlarını açığa çıkaran bu girift kitap, yakın geçmişimizde yaşanmış ve halihazırda yaşanmakta olan bazı çok önemli olayları unutturmuyor.
Gerçekle kurguyu çoksesli bir anlatım ve mükemmel bir dengeyle harmanlayan yazar, doğayla kurduğu kadim bağı savunmaya çalışan bir kasaba halkının amansız savaşını ve kahramanlığını sayfalarına taşıyor.
‘Yarın yeni bir gu¨n,’ dedi içinden. ‘Yarın belki vazgeçerler ağaçları kesmekten. Yarın belki her şey yoluna girer. Yarın belki...’
Bergama’daki altın madeni mücadelesinin ardından şimdilerde Akbelen Ormanı, direnişin kalbine dönüşmüştür. Simo’nun Bergama’da başlayan hikâyesi, Akbelen’de yeniden filizlenir; madenlerin açtığı yaralar inceden inceye ağaçların köklerine, insan hafızasının en derin katmanlarına işlemektedir.
Kasabalılar doğayı, toprağı ve kendi varlık nedenlerini savunmak için tek yürek olurken, yaşanan trajedi bireysel cesaretle kolektif direnişin iç içe geçtiği bir anlatıya dönüşür.
Ferda İzbudak Akıncı, Bergama ve Akbelen yörelerinde verilen etkileyici mücadeleyi kaleminin ucuna taktığı Yarın Belki ile, “boyunduruk altındaki” hayatlarımızın bir gün aniden nasıl değişebileceğini gözler önüne seriyor.