Son derece özverili bir çalışma sonucu, fazla yoruma yer vermeden, güvenilir kaynaklara dayandırılarak hazırlanmış bir eser. Yazarın tek yorumu "eldeki kanıtlar Atatürk'ün bir dönme olup olmadığı hakkında bir kanaat vermiyor" demesi. Ancak, kitabın bir yerinde dönme Şemsi Efendi'nin Selanik'te açtığı ilk dönme okulunun ünlü talebeleri arasında Mustafa Kemal'in de olduğunu yazarken, ileriki sayfalarında Şemsi Efendi'nin Selanik'te açtığı okula dönme çocuklarının dışında öğrenci kabul etmezken, daha sonraki yıllarda İstanbul ve İzmir de açtığı okullara dönme cocukları dışında da öğrenci kabul ettiğini yazmış olması dikkatimi çekti. Ayrıca kitabı okuduktan sonra Siyonizm belası, Epstein dosyaları gibi günümüz olaylarını daha iyi yorumlama imkanı buldum
İlber Ortaylı'nın kitaba yazdığı önsöz ile yazara ve kitaba kefil olması ve övgüleri de kitap ve yazarına güveni arttıran bir unsur olarak dikkat çekicidir. Lafın kısası mutlaka okunmayı ve kütüphanemizde yer almayı hak eden güzel bir tarih kitabı. Herkese tavsiye ederim.
Yazılar okunaklı, sayfalar biraz ince kitap kalın olduğu için kabul edilebilir bu incelik. Ancak sayfalardan birinde basım hatası olmuş katlanmış ve bi kısmı üstüste gelmiş bir kısmı boş kalmış. O yüzden iade edip tekrar alacağım.
📚✨ Duvarlara Gülen Çocuk
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bir hikâyeye değil, kendi içindeki sessizliğe de dokunursun…
Duvarlara Gülen Çocuk tam olarak böyle bir kitap.
Fatma Çarıklıoğlu, satır aralarında saklı kalan duyguları öyle güçlü anlatıyor ki; okurken bazen bir çocuğun gülüşünde umut buluyor, bazen de o gülüşün ardındaki kırık hikâyeyi hissediyorsun.
Kitap boyunca en çok hissettiğim şey şu oldu:
İnsan bazen en derin acılarını kimseye değil, kendi içine ve… duvarlara anlatır.
Ama bir gülüş, her şeyi değiştirebilir.
Karakterlerin iç dünyası o kadar gerçek ki, sanki onların suskunluklarını bile duyabiliyorsun.
Özellikle “Umut” karakteri… ismi gibi, karanlığın içinde bir ışık gibi.
Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Bazı yaralar sessizdir ama en çok onlar konuşur.
🖤 Eğer duygusal, derin ve biraz da içinizi burkacak hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap kalbinize dokunacak.
Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır.
Bazıları ise…
insanın içine girip orayı parçalar.
Efendi Melankoliye Büründü tam olarak böyle bir kitap.
Bu kitapta bir hikâyeyi değil, bir zihni okuyorsun.
Adaletin kaybolduğu, insanın kendi iç dünyasında sıkışıp kaldığı bir yerde; karakterle birlikte sen de sorgulanıyorsun.
🕳️ 12 yıl...
Bir insanın hayatından çalınan koca bir ömür.
Ama asıl kayıp zaman değil; güven, umut ve “insan olma” hissi.
Efendi’nin iç hesaplaşması öyle gerçek ki, okurken ister istemez şu soruya takılıyorsun:
“Ya bu benim başıma gelseydi?”
Kitap; ego, varlık ve gerçeklik üzerine sert bir tokat gibi.
Sana konfor alanı bırakmıyor.
Kaçamıyorsun.
Çünkü kaçtığını sandığın şey…
zaten senin içinde.
🖋️ En sevdiğim cümle:
“Efendi iyiydi ama küskündü.
Efendi kötüydü ama pişmandı.”
Bu iki cümle bile kitabın tamamını özetliyor aslında.
✨ Kısaca:
Derin, sarsıcı, düşündüren ve biraz da can yakan bir kitap.
Hızlıca okunacak değil; sindire sindire, belki biraz durup kendine bakarak okunacak türden.