Kitabın sonuna eklenen açıklamalar bölümü çok faydalı olmuş. Şiirlerin Türkiye Türkçesine çevrilmiş olması da okurken büyük kolaylık sağlıyor...Divan şiiriyle ilglenenlere şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap.
Eserde ki baş karakter olan Suzanne'nin manastırda geçen yaşam öyküsü ve Diderot'un bu durumu baş karakterin ağzından anlatması ilginç denilebilir .Aslında Diderot Suzanne'yi okuyucu ile konuşturarak kilise hakkında ki düşüncelerini ifade ediyor ,bu durumun normal sayılması gerekir ;çünkü Diderot o dönemde kilise ile büyük bir kavga içerisinde ve kendisini aydınlanmanın bir düşünürü olarak görüyor .
Türk tarihi açısından çok önemli bir eser olmasına rağmen islamla beraber kadının eski Türklerdeki değerini kaybettiğini görüyoruz bu eserde. İslam öncesi Türkler kadına ne kadar değer veriyorsa bu kitabın yazıldığı dönemde o değerin azaldığı ve başka bir hale geldiğini görüyoruz. Ben eseri o açıdan incelemek istemezdim ama çok dikkatimi çektiği için belirtmeden geçemeyeceğim bunu.
Mezopotamya uygarlıklarından biri olan Babil'in evren tasavvurunu ve düşünme sistemini anlamak için birincil kaynaklardan. Evrenin ve insanın yaratılış mitosu okunurken eski çağ uygarlıkları arasındaki mitik geçişkenlik daha da göze çarpıyor...