Artık ömründe son demleri yaşayan Stefan Zweig’ın geriye dönüp de baktığında aklının, yüreğinin en derininde ‘yıkık bir Avrupa’ vardır.
Özgürlüklerin elinden alındığı, faşizmin ve savaşın kol gezdiği bir Avrupa.
Zweig’ın otobiyografik eserini okuyacaksınız. Bir düşünürün, bir aydının, bir hümanist yazarın geriye dönüp baktığında gördüklerini okuyacaksınız.
Zweig’ı tanıma adına ilk okunası kitaplardan bence.
Kitaba adını da veren Sırça Köşk hikayesiyle birlikte basımı yapılan bir hikaye derlemesi.
Sabahattin Ali’nin romanları kadar hikayelerinin de tadına varacaksınız.
Okuyunuz tabiki
Soner Yalçın’ın Saklı Seçilmişler kitabında denk gelmiştim kendisine.
Vandana Shiva, Hint ekolojist, araştırmacı ve aktivist. TEDx konuşmaları da mevcut diliniz var ise.
Bu eserinde gıda soygunlarından endüstriyel dayatmalara, tohum hırsızlarından gıda sektöründeki küresel şirketlere kadar birçok konuya değiniyor.
Cargill, Monsanto, Unilever gibi devleri de okuyacaksınız.
Edebiyatımızın güzide insanı, yazarı. Öyle güzel şeyler yapıyor olmasına rağmen bu kadar mütevazi olması apayrı bir güzellik.
İmza günlerinde nasıl davrandığına bakmanız dahi yeterli.
AZ, benim açımdan Hakan Günday kitapları arasında farklı bir yerde. Tabi Piç ile Kinyas ve Kayra’yı okumadan yazıyorum.
Bir kitap ve iki farklı hayat. Onların çileli hikayeleri. Aşk, acı, edebiyat, seks. Hepsi iç içe.
Daha fazla yazacak olsam spoiler olacak. Okuyunuz sadece okuyunuz.
Javier Marías Nobel’in sağlam adaylarından.
Üçlemenin ilk kitabı. Jaime Deza, çevirmen olarak görev yapan biri. Bir özelliği daha var ki görev aldığı İngiliz İstihbarat Teşkilatının asıl dikkatini çekense bu. Deza dış görünüş ve hal hareketlerden insanları yorumlayabilen de biri.
Klasik bir polisiye beklemeyin asla. Farklı yorumlamalar, karakter tasvirleri mevcut çokça.
Okuyunuz derim serinin ilk kitabını.
Serinin ikinci kitabı. İstihbarat teşkilatında güven kazanan Deza artık sorgulara da girmeye başlamıştır.
Girdiği sorgular ve karşılaştığı yeni kişilerle birlikte şiddete şahit olacaktır.
Javier Marías kaldığı yerden devam ettiriyor eserini.
Shakespeare’in birçok edebiyatsever tarafından okunup yorumlanan eseri.
Üzerinden 5 koca yüzyıl geçmiş ve okuduğunuzda sizleri nasıl da vuruyor, etkiliyor halen.
Okunmalı defalarca ve tabiki dersler alınmalı.
Beckett, anlaşılmaz görünenlerin anlaşılabilir olabileceğini gösteriyor bence. Aslında onu bşr kalıba, tanıma sokmak çok zor.
Fransızca ve İngilizce yazdığı eserleri mevcut. Her okuyan onu orijinalinden okuyun der. Maalesef biz yabancı dili olmayanların en büyük kaybı sanırım bu.
Beckett‘ın hikayelerini bulacaksınız burada. Yine varlığı, hiçliği, yokluğu, anlamsızlığı ve karanlığı sorguluyor. Buyurun.
Adnan Yücel 2002’de kaybettiğimiz bir şair, yazar, hoca.
Bu şiirini internet üzerinden kesinlikle izlemiş, dinlemişsinizdir. Orada tam bir bütünlük göstermiyor eser; ama buradan yazılı şekilde okurken fazlasıyla etkileneceğinize şüphe yok.
Kavga, dava, acı şiiri. Okuyunuz
Beckett‘ın ilk uzun yazı denemesi.
Beckett için başlangıç eseri olabilir kanımca.
Hem birbirine zıt hem birbirine bu kadar yakın bir karakter nasıl yaratmış diyorsunuz okurken. Hem huysuz hem uyumlu bir çift Mercier ile Camier.
Onların yolculuğuna hazırsanız Mercier’in bir cümlesiyle başlayalım:
‘Herkes kendisi, Tanrı da herkes için, dedi Mercier.’
Buyurun.