Stefan Zweig'ın yeni çıkan kitabını hemen alıp okumalıyım diyenler vardır.
Hah! Ben de onlardanım işte.
Görür görmez almalıyım dedim ve hemen listeme ekledim. Neticede su gibi okundu ve bitti.
Eser üç ayrı hikâyeden oluşmakta.
Bunlar; Lyon'da Düğün, İki Yalnız İnsan, Wondrak
Hangi öyküyü daha çok beğendim dersek
• Wondrak
• Lyon'da Düğün
• İki Yalnız İnsan diye sıralayabilirim.
Gerçekten Zweig, psikolojik tahlil konusunda usta bir isim. Resmen tahlillerin dibine dibine vuruyor ve yaşatıyor.
Bana göre okuduğunuz bir kitapta kahramanlar için üzülüyor veya seviniyorsanız o kitap gerçekten sağlamdır ve saygıyı hak ediyordur. Zweig, karakter olarak ve yaşadıklarından dolayı olsa gerek eserlerinde her ne kadar bize sevinç yaşatmasa da bol bol acı ve de hüzün yaşatabiliyor. Bu kitap da söylediklerimin karşılığını fazlasıyla veriyor diyebilirim.
İncelememin son satırlarını şunu belirterek bitirmek istiyorum, 50 sayfalık incecik bir kitap olmasına rağmen gayet doyurucu.
Kitap sağlığınıza dikkat edin.
“Hayatın anlamını düşündüm. En saf haliyle, başka bir gerçeğe indirgenemeyecek kadar saf haliyle. Yani eğer bir Tanrı varsa, biz garip insanlara, en sonunda, perde kapanırken ne diyecekti? Ben Tanrı olsaydım mesela çok basit bir şey söylerdim. Tek sözcük. Gözlerimi kapadım. Dinledim geceyi. Topuk mesela. Ya da daha komplike bir şey, emir kipli bir şey, ama ne, bilemiyorum şimdi. Tanrı’yla empati kurmak için peygamber falan olmak lazım.”
Kalemiyle yeni tanıştığım bir yazar daha, bir iyi ki daha SEVGİ SOYSAL. Çok tanınmıyor maalesef. Kimdir Sevgi Soysal?
30 Eylül 1936 yılında dünyaya gelmiş ve 40 yıllık ömrüne birçok eser sığdırmıştır. İlk kitabı olan "Tutkulu Perçem" 1962 yılında yayınlanmıştır. 1968'de Tante Rosa yayınlanmıştır. TANTE ROSA, Sevgi Soysal'ın Trt Ankara Radyosu için yazdığı öykülerin kitap haline getirilmiş eseridir. Tabii o yıllarda Türkiye'de Tante Rosa karakteri yadırganmıştır. Sevgi Soysal, Tante Rosa'yı anneanne ve teyzesinden başlayıp kendisinde biten bir kadınlık çizgisi olarak nitelemiştir.
Şah ve Sultan; bundan yüzyıllar önce olan tarihi olayların edebi bir dille harmanlandığı, sevginin ve aşkın, savaşlara ve düşmanlıklara karşı savaştığı bir roman. Konusu gerçek olaylara dayalı; zamanın Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in, Safevi Devleti'nin Çocuk Şah'ı İsmail Şah'la mücadelesini, devletlerin kültürlerini, insanlarını tanıma fırsatı sağlayan uzun soluklu bir hikaye. Sürükleyici ve etkileyici bir hikayeydi... Olmayınca olmuyor. Zira güzeller güzeli Taçlı ne Sultan'a kaldı, ne de Şah'a. Ne Tebriz Sultan'ın oldu, ne de İstanbul Şah'ın... Duygusaldı, uzun zaman etkisinden çıkamayacağım sanırım. Aslında kitap hakkında söyleyecek o kadar çok şey var ki! Ben sadece 'kesinlikle okuyun' derim.