Hıfzı Topuz’un onlarca eserinden biri daha.
Edebiyatımızın yaşayan çınarı, yine edebiyatımızın en büyük kalemlerinden, savaşçılarından biri olan Sabahattin Ali’yi anlatıyor.
Katledilişi, eserlerinin arka planları, insani yönü, beslendiği kaynaklar, çeşitli gazetelerdeki dönemine dair birçok şey bulacaksınız. Sabahattin Ali’yi tanımak adına etkili eserlerden naçizane.
Bir Köy Enstitü, Öğretmen Okulu mezunu olarak yazıyor olmak gurur verici.
Ahmet Özgür Türen adını duydunuz belki de. Tarih Tarih adında bir sayfa ve dergisi de var. Editörlüğünü yürüttüğü.
Bu son eseri. Köy Enstitüleri’ni 12-13 başlık halinde inceleme yoluna gitmiş. Her başlıkta başka bir ismin imzası mevcut.
Açıklayıcı, soruları giderici. En güzel yanı ise Köy Enstitüleri hakkında yazılan birçok kaynakçaya ulaşacak olmanız.
Okuyunuz efendim
Zweig’ı hep kısa novellalarıyla tanıyoruz. Yanlış. Zweig’ı Zweig yapan bunun gibi eserleri.
Onun bilgiyi nasıl kokladığını, araştırmayı nasıl da kendine şiar edindiğini o kadar iyi göreceksiniz ki bu eserinde.
Geleceğin Ülkesi. Brezilya’yı anlatıyor Zweig. Tarihini, insanını, çetin coğrafyasını. Okuyunuz
Bukowski edebiyatın aykırı çocuğu. Yaşamı, yazdıkları, söylemleri... Her biriyle ayrı bir adam.
Onu tanımak istiyorsanız buyurun kendi ağzından yaşam öyküsünün ikinci kitabı.
(İlki Ekmek Arası)
Şükrü Erbaş’ın düzyazılarının ilk cildi. (3 sayı şeklinde yayımlandı)
Farklı tarihlerde yazmış olduğu ve birçok konuya değindiği birbirinden güzel yazılar mevcut.
Farklı yayınevlerinde tek tek de basılan farklı altı Zweig hikayesini barındırıyor.
Mecburiyet ve Erika Ewald’in Aşkın bunlardan ikisi.
Buyurun Zweig novellarına
Edebiyatın hızlı ve farklı çocuğu. Başka bir dil, başka bir yaşam.
Onu merak ediyorsanız okumanız gereken ilk eseri. Yaşam öyküsünü anlattığı serinin ilk kitabı. Buyurun
Pavese. İtalyan şair ve yazar.
Yaşamına intihar yoluyla son veren sanatçılardan. Onun edebiyatına, hayat görüşüne, hiçliğin derinlerine gidişini gözlemlemek adına okumalısınız bu günlükleri.
İntiharından 9 gün önce şunları yazmıştı günlüğüne:
‘ Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.
Yazıyorum: Ey, Sen, acı. Peki sonra?
Bütün gerekli olan, biraz cesaret.
...
Tiksiniyorum bütün bunlardan.
Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.’
Refik Durbaş, aynı Ülkü Tamer’de olduğu gibi vefat ettiğinde ‘aaa ben nasıl okumadım, bilmiyorum ki’ diyeceğimiz sanatçılardan.
Bu kitabı açıp okuyun. Onun engin edebi bilgisine, dostluklarına, geçmiş sanatçıların hayatlarında yaptığı araştırmalara hayran kalacaksınız.