Avare Zihin kitabı iç konuşmanın ve aklımızdan geçen düşüncülerin bizim öz benliğimizi nasıl oluşturduğunu, asıl bizim kendimizi iç konuşmalarımız ile oluşturduğumuzu çok güzel şekilde anlatmış, bizim için gayet önemli bir iş ile uğraşırken bile farklı konular hakkında düşünmemizin, geçmişi hatırlayıp gelecek hakkındaki hayallerimizin, değerlendirme, mukayese, tahmin ve planlarımızın kötü gözüken ve konsantrasyonumuzu bozarak belki de hayatımızı kabusa çevirdiğini düşünmektense bizlerin yaratıcılığını ve gelecekteki gerçekleşecek olan olayların önceden kurgularını yaparak alıştırmalarını yapmamızı sağladığından zihnin avareliğinin kötü olmadığını bahsetmiş, rüya görmemizin veya bir uyarıcıya ihtiyaç duyup duymamakla herhangi bir şekilde oluşabilecek sanrıların, hipnogojik halüsinasyonları da beynin avareliğinin ürünü olabileceğinden bahsetmiş, rüyalar konusunda birçok kaynaktan referans alarak kitabın diğer kısımlarında da yaptığı gibi kendisine yakın gelen ve yaptığı araştırmalara sonucunda doğru olduğunu düşündükleri teoriler yanında zıt teorileri de işin içine katarak kitabının konu bütünlüğü genişleterek zenginleştirmiş. Hipokampus hakkında verdiği bilgiler ile çok kayda değer tespitler yapmış beynin limbik sisteminin iç düşünce veya tahmin doğrultusunda gerçekleşmese dahi, var olmayan olayları kendi düşüncesi ve kuruntuları sayesinde gerçekmiş gibi kayda alması sayesinde sahte hatıraların cereyan etmesi hakkında detaylı bilgiler ve çarpıcı örnekler vermiş, epozidik bellek üzerinde birçok araştırma ve kendisinin de yaptığı deneylerden örnekler vermiş. Tarihin bence en önemli fiziksel dünyadaki tartışmalarından birisi olan -zamanın- varlığı hakkında verdiği bilgiler çok yeterli görmesem de bölümü renklendirmiş, zihinsel avareliğin yazarın tabiriyle zihinsel zaman yolculuğunun, başkalarının zihinlerinden geçenleri tahmin etmemizin sadece insanlara özgü olup olmadığını evrimsel biyoloji ve sinirbilim ile zooloji ve antropoloji çerçevesinde incelemiş ve araştırmaları sergilemiş, İnsanlığın en büyük buluşlarından birisi olan dilin kökenleri hakkında tarihsel bir yolculuğa çıkartarak bazı teorileri harmanlamış. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğinin zihinsel avarelik ile hikayeler kurgulayarak gelecek hakkında tahminler ve geçmiş hakkındaki hataları değerlendirmeler ile oluşan kurguların başkalarına aktarmamızı olduğunu yazmış, çok tartışılan başka bir konu olan sağ beyin – sol beyin ilişkisine de değinmiş ve farklı araştırmalar sunmuş, uyku döngüleri ve bu döngülerdeki avareliklerin çeşitliliği hakkında içerikleri gayet güzel olmuş, LSD ve türevleri ile beyne yapılan elektriksel uyaranlar sonucu ortaya çıkan sanrıların avarelik ile ilişkilerini ve bu tür uyarıcıların insan yaşamındaki etkilerini tarihsel figürleri ve arketipleri kullanarak okuyucuya sunmuş ve beni belki de kitapta en etkileyen cümle olan şu cümleyi yazmış: Belki de mübalağadır, ama sanrılar bize algının gözün gördüğünden daha fazlası olduğunu söylemektedir.