Gülcan Kurtul, babasına söyleyemediği her şeyi o kadar çıplak ve sarsıcı bir dille kağıda dökmüş ki, okurken boğazınızın düğümlenmemesi imkansız. "Babama Mektup", sadece bir kitap değil; hayal kırıklıklarının, öfkenin ve bitmek bilmeyen o çocuksu özlemin en dürüst hali.
Kitap boyunca kendinizi hem bir içsel hesaplaşmanın hem de derin bir vedanın içinde buluyorsunuz. Söylenmemiş sözlerin ağırlığını içinde taşıyan ve "en yakınına yabancı" olan herkesin ruhuna dokunacak, çok kıymetli bir eser. Duygusal yoğunluğu oldukça yüksek, kalbe dokunan bir yolculuk arayanların kitaplığında olmalı.
Geçmişin yaralarının geleceğe nasıl ayak izleri bıraktığını anlatan, okurken kalbinize dokunan çok güçlü bir eser. Ayla’nın şiddet ve ihmal dolu bir çocukluktan, kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir kadına dönüşme çabası beni çok etkiledi. Yazarın dili o kadar betimleyici ki doğanın kokusunu ve Ayla’nın içsel fırtınalarını bizzat yaşıyorsunuz. Özellikle Ayla'nın ciddi bir sağlık teşhisi sonrası verdiği varoluş mücadelesi ve annelikle kurduğu bağ çok sarsıcıydı. Kendi hikayesini yazmak isteyen her kadının okuması gereken, dayanıklılık dolu bir roman.