Tükendi
Gelince Haber Ver“—Biz uygarlıklar artık biliyoruz ki, ölümlüyüz.”
Birinci Dünya Savaşının yıkıntılarının arasında dolaşan Paul Valéry, modern Avrupa bilincine dair belki de en sarsıcı cümlelerden birini kurarak başlıyor söze. Bu küçük ama değerli kitapta bir araya gelen kışkırtıcı metinlerinde, Valéry, Avrupa’yı yüzyıllar boyunca dünya tarihinin merkezine yerleştiren düşünsel enerjinin –tin’in– kendi sınırlarına ulaşmasını hem şairane hem de acımasız bir gerçekçilikle analiz ediyor.
Bilimin, ilerlemeye duyulan inancın ve aklın zaferi üzerine kurulmuş olan modern uygarlığın ilk kez kendi yarattığı güçler karşısındaki kırılganlığını keşfettiği noktada, Valéry’e göre Avrupa artık yalnızca fetheden, üreten ve yön veren bir medeniyet değildir; o aynı zamanda kendi geçmişinin ağırlığı altında geleceğini sorgulayan bir bilincin baskısı altındadır.
Valéry’nin “Avrupalı” tanımı da coğrafi bir kimlikten ziyade tarihsel bir duruma ışık tutmaktadır: Roma’nın düzeni, Hıristiyanlığın vicdanı ve Yunan düşüncesinin disipliniyle şekillenmiş milyonlarca insana hâkim olan tin, Avrupa’nın kendisini dayattığı toplumlara yayılıp evrenselleştikçe kendi ayrıcalığını da aşındırmaktadır.
Yaklaşık bir asır önce kaleme alınmış olan bu metinler birçok bakımdan bugün yeniden okunmayı talep ediyor; çünkü Valéry’nin teşhis ettiği kriz bugün de Avrupa’da bir hayalet gibi dolaşıyor.a