Tükendi
Gelince Haber VerTAŞUMURCA ile 68 Kuşağından Ali Işık yaşadıklarını yansıtırken önemli bir noktaya okuru çekiyor. "Köy Enstitüleri" ardı ardına kapandı. Mezunlarının 40’lı ve 50’li yılların jandarma, ağa, mütegallibe baskısı altında kalan yoksul köylülüğün gerçeklerini, köylerin bakımsız görünüşünü yazmaları ceza yaptırımlarına uğradı. Onların yazdıkları genellikle gördüklerini yansıtmakla sınırlıydı. 60 devrimi öncesinde buna örnek Mahmut Makal’ın "Bizim Köy" adlı yapıtıydı. Çok şükür bugün yazılan gerçekler büyük uğraşlar sonunda ceza yaptırımlarına uğramıyor.
"68 kuşağı" gençleri, genellikle gelişmemiş kentlerden, gelişkin kent varoşlarından, köy ve kasabalardan geliyorlardı. Varlıklı sınıflardan gelenlerle ‘yoldaşlık` ruhunda kaynaşıyor, önlerindeki ufukta görünen düzenin olanaklarını reddederek, içinden geldikleri toplumun kurtuluşuna, bağımsızlığına kendilerini adıyorlardı. Bir ülkenin bağımlılığı da halkının yoksulluğu da kader değildi. 68 başkaldırısı idamlar, infazlar, cezaevleri, baskılarla ezildi. 68 ruhunun ışınlanması onların yüreklerinde sönmüş bir odunun közleri olarak kalabilirdi. Bağımlılık, sömürü, yoksulluk değişmeden sürgitleşince, sönmekte olan odun "Kor"laştı. 68 kuşağının eli kalem tutanları nereden gelip nereye gittiğimizi anı anlatımlarıyla sınırlamayıp yazıya dökmeye başladı.
Ali Işık, birçok 68’li yazar gibi TAŞUMURCA ile okuru yaşadığı köye götürerek okuru bir kuşağın git gelleri arasında gerçeklerle buluşturuyor. Köyü salt var olan görünüşüyle değil, bir köy yaşamını, o köyün adının, demografik yapısının nereden geldiği dünü ve bugünü ile bezeyerek "68 külliyatına" yapıtını katıyor.