Tükendi
Gelince Haber VerFaydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı benimsemişlerdir. Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne Tanrı’ya ne de dine yer vermişlerdir. Bu çalışma Bentham ve Mill’in söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı amaçlar. Bentham ve Mill’in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının en temel nedeni, bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin ötesine geçen içerim ve imalarıdır. Onlara göre bu durum da söz konusu önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir. Dahası bu spekülatif alandan beslenen din, kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla toplumsal yaşamı şekillendirmektedir. Bu durum ise fayda ilkesi temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü onlara göre kurumsal din mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir.
Bu soruna Bentham ve Mill’in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının toplumdan silinmesidir. Bentham, dinin toplumdan silinmesini yeterli görürken, Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği “İnsanlık Dini” adını verdiği seküler bir din önerir. Bu bağlamda Bentham ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk-yanlışlık açısından ziyade fayda-zarar açısından ele alırlar. Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru, dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil, dinin insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bu sorunun cevabı her iki düşünür için de aynıdır: din, birey ve toplumun mutluluğunun önündeki önemli bir engeldir. Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin ve toplumun mutluluğu için yeterlidir, bunun dışında köklerini fizik
ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur. Dahası fayda ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç, varlığını sürdürmek istiyorsa fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır. Fayda ilkesiyle uyumlu olmayan, bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur. Din, insanlığa fayda ilkesinin veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun önündeki en büyük engellerden biridir.