Tükendi
Gelince Haber Ver… Evvel zaman içinde Tiflis Şehri’nde zengin bir Türk varmış. Allah kendisine çok altın vermiş fakat onun nazarında bir tanecik kızı Mahmihri, bu altınlardan daha kıymetli imiş. Göklerdeki yıldızlar güzeldir fakat bunların arkasındaki melekler nasıl onlardan daha güzelse Mahmihri de bütün Tiflis kızlarından öyle güzelmiş. Tiflis`te bir de fakir Âşık Garip varmış. Peygamber ona yüksek bir kalp ile şarkı söylemek yeteneğinden başka bir şey vermemişmiş. Bu Âşık, sazında eski Türkistan cengâverlerini över, düğünlerde zengin ve mesut insanları eğlendirirmiş. Bu düğünlerden birisinde Mahmihri`yi görür ve her ikisi birbirine âşık olur. Mahmihri ile evleneceğini pek az ümit ettiği için zavallı Âşık Garip bir kış seması gibi mahzunmuş.
… Tolstoy sağken ancak bir defa yüzünü görebildim. Yalta`da kızı Obolinskaya`nin kapısından içeri girerken, iki saniye... Ben bahçeden çıkıyordum; O, bahçeye giriyordu. Yüz yüze gelmiştik fakat ben onu tanıyamamıştım, o eski şapkalı, küçücük ihtiyarı görememiştim. Ancak her taraftan bahçeye doğru insanların koştuğunu görünce, ne var? diye sormuştum.
— Tolstoy, Tolstoy! İşte gidiyor!
Dönünce, o uzun, kabarık sakalıyla, resimlerinden bildiğim endamını tanımıştım.