Tükendi
Gelince Haber VerBursalı İsmail Hakkı (ö. 1725), kendi gönül ve tefekkür dünyasından damlayanpekçokhakikat sızıntısını kaleme alan ârif bir mutasavvıf olduğu kadar kendinden öncegelenüstâdların eserlerinin anlaşılması için de şerhler yazan mühim bir şârihtir. Ehlinin bildiği üzere vahdet sırlarına ârif olan edip ve şairlerin çoğu mecâzî sözler söyleyiponların hakiki mânâlarını kast ederler. Bursalı, bu tür söylem ve şiirlerin şerh edilmedenanlaşılamayacağını belirtir. O, bu sebeple şerh edebiyatına yönelmiş, özellikleremzî
yoğunluğu olan ve belki de ‘edebî birer şathiyye’ kabul edebileceğimiz bazı manzumeleri, tasavvufî lügaz ve muammaları açıklayan eserler yazmıştır. Türk edebiyatında sıradışı ifadelerle dikkat çeken şathiyyelerden bir kısmı yazıldıkları tarihtenitibaren çeşitli yorumlara konu olmuştur. Türkçemizde Yûnus’un “Çıktımerik dalına” şiiri
bunların ilk örneğidir. İsmail Hakkı da, onlarca eser kaleme alan bir mutasavvıf şair veyazarolmasının yanında yaptığı şathiyye şerhleriyle edebiyat tarihimize bir kitaplık eser bırakmıştır. O, kendinden önce yaşayan sûfîlerin bazı remizlerini açıklayan eserler kaleme alarak tasavvuf
kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur. İsmail Hakkı`nın kaleme aldığı risâlelerden birisi de 16. asır mutasavvıf şairlerimizdenDukaginzâde Ahmed Bey’in şiirine `Şerh-i Nazm-ı Ahmed` ismiyle yazdığı şerhtir. Biz kitabın adını “Ot dibinde bir göcen” koyduk. “Göcen” Türkçe’de tavşan demektir. Buibareyi şiirde geçen; “Bitmedik ot dibinde doğmadıcak bir göcen / Benleyüben sıçradı vüâşikâr oldu nihân” beytinden ödünç aldık. Bu beyitte şâir, varlık âleminde Hak’tangâl
yaşayan insanı gözü açılmamış tavşan yavrusuna benzetir. Şiir bu gâ lin hikâyesidir aslında.
Okuyun, uyku gitsin gözünüzden, diyerek…