Tükendi
Gelince Haber Ver“Hayatımı anlatsam roman olur,” sözünü; edebiyatçı olsun olmasın neredeyse her insan, kendi yaşadıklarının ilginç olduğunu ifade etmek için diline pelesenk etmiş. Tartışılır bir konu tabii ki ama anılar anlatı roman olabilir. Gerçek yaşanmışlıkların (anıların) edebi bir kurgu, derinlemesine olay örgüsü ve karakter analizleriyle harmanlanarak yeniden yapılandırılmasıyla oluşturulabilir bu ancak.
Hem tarihi/kişisel gerçekliği hem de romanın sanatsal akıcılığını bir araya getirmek koşuluyla... Başka şeyler de eklenebilir buna… Ama bununla yetineyim. Anıların, yaşanmışlıkların yani olduğu gibi aktarılması yerine, yazanın olaylara estetik bir bakışla yaklaşması ve olaylar arası bağları sağlam kurması gerekir. İşte Tuncer Gelir, bunların bilincinde olarak kişisel hayat hikâyesinden soğurduğu Geride Kalan İzler adlı çalışmasına anlatı demiş. Bir anı-roman yazmadığını biliyor. Bu yüzden de sadece kendisinden söz etmemiş. İthafta belirttiği gibi yaşam yolunda karşısına çıkan insanları ve yakınlarını da anlatısına ekleyerek bir ortak yaşanmışlık anlatısı oluşturmuş. Kişisel anılarını, ailevi ve toplumsal olayları, akıcı, sade bir dille anlatmış. Yaşadıklarını bir “olaylar tutanağı” biçiminde değil de edebiyata, okumaya gönül veren biri olarak aktarmaya çalışmış. Bu yüzden okuyacak olan kendinden kesitler bulabilecek...