Tükendi
Gelince Haber VerHitit Çağı’nda Batı Anadolu’daki Arzava Krallığı’nın başkenti olan Apasa (Bugünkü İzmir-Selçuk) yakınlarındaki bir köyde bir anda başlayan depremlerin sebebi olarak o gecenin sabahında eski bir mezarı yağmalayan Upa sorumlu tutulur. Günler boyu çeşitli ritüeller ve adaklar çare olmayınca, karşıdaki denizin (Ege Denizi) karasında yer alan Ahhiyava Ülkesi’nin başkenti Mykene’deki (Yunanistan) yer sarsıntıları tanrısına bir adak götürmeleri için Upa ve Mekaziti görevlendirilir. Millavanda’da (Bugünkü Söke-Milet kenti) bindikleri geminin aslında köle satışı yaptığını anladıklarında iş işten geçmiştir. Gemi batı yerine Doğu Akdeniz’e gitmektedir. Kendilerini gemicilere lanetli olarak tanıtınca, denizin ortasına atılırlar ve Ura limanına kazazede olarak çıkarlar (Bugünkü Silifke limanı). Burada kendilerinin Arzava’dan geldiğini belirtince, yıllar önce de Arzavalı kadın kölelerin Hattuşa’ya satılmak üzere götürüldüğü bilgisini alırlar ve tüm planları değişir. Zira Mekaziti iki yıldır kayıp sevgilisi Kikki’yi aramaktadır ve bir umut ışığı doğmuştur.
Büyük bir kervana katılarak vardıkları Hattuşa’ya kabul edilebilmeleri için haklı bir gerekçeleri olmalıdır. Çuvallarındaki adak heykelciğini ve Upa’nın çocukluğunda zihninde yarattığı bir tanrıyı birleştirerek, kendilerini “Çekirge Tanrısı’nın rahipleri” olarak tanıtarak kente girerler ve her şey bundan sonra başlar.