Tükendi
Gelince Haber VerBir şehir...
Asırların önünde dimdik duran surlar, sönmeyen hayaller ve yarım kalmış seferler...
Konstantiniyye, yalnızca taş ve kapılardan ibaret değildi;
hükümdarların ihtirasını, milletlerin kaderini ve çağların yönünü belirleyen bir düğüm noktasıydı.
Nice ordu onun önünde durmuş, nice kumandan geri dönmüştü.
Bu kez ise kapı, kılıçların gücüyle değil, bir zihnin derinliğinde aralanmaya başlar.
Hocalarının ilmiyle yetişmiş, sabrı akılla yoğurmuş, inancı tedbirle dengelemiş bir hükümdar.
O, yalnız savaşmayı değil beklemeyi de bilir.
Yalnız hücum etmeyi değil düşünmeyi de...
Fatih Sultan Mehmed, bir şehri fethetmeden önce onu anlamaya çalışan;
kaderini yalnız meydanda değil, masasında, haritalarında ve geceler boyu süren tefekküründe kuran bir padişahtır.
Onun yürüyüşü bir ordunun ilerleyişinden çok, bir fikrin olgunlaşmasıdır.
Ve o gün geldiğinde surlar yıkılmaz yalnızca - bir çağ kapanır, başka bir çağ başlar.
Büyük Fetih, İstanbul`un alınışını anlatırken aynı zamanda bir liderin yetişmesini, bir idealin sabırla nasıl gerçeğe dönüştüğünü ve bir medeniyet tasavvurunun doğuşunu gözler önüne serer.