Tükendi
Gelince Haber Ver“Bir başkasını düzeltmek kolaydır. Kendi nefsine dönmek zordur.”
1257 yılında, Şîrâz’a yıllar sonra geri dönen bir gezgin şair, dostlarına getirecek hediyesi olmadığını fark etti. Onlara bir bahçe kurdu — duvarları mermerden değil, öğütten. İçine girenlerin eline meyve değil, ölçü verdi.
Bu kitap o bahçedir. Sa’dî-i Şîrâzî’nin Bostân’ı — dünya edebiyatının en etkili ahlak manzumelerinden biri. Gülistân’ın nesirde söylediğini, Bostân şiirin ölçülü gücüyle söyler. On kapı, on sınav, on ders. Adalet: gücü olanın neleri yapmaması gerektiği. İyilik: kötülüğe rağmen iyi kalmanın ağırlığı. Aşk: yakan ama aynı anda temizleyen ateş. Tevazu: toprağın sessiz büyüklüğü. Yazgıya rıza: elinden geleni yaptıktan sonra boğuşmayı bırakmak. Kanaat: yetinmenin özgürlük olduğunu anlamak. Terbiye: önce dili, sonra nefsi, sonra öfkeyi. Şükür: nefesin bile emanet olduğu. Tövbe: geriye bakıp dönmemek. Dua: bütün gürültüyü söndürüp çıplak kalbiyle konuşmak. Her kapı ayrı görünür ama hepsi aynı yere çıkar: insanın içini adam etmeye.
Kimse bakmıyorken nasılsın? Elindeyken nasıl davranıyorsun? Kaybedince neye dönüşüyorsun? Aşağılanınca içinden ne çıkıyor? İşte asıl ölçü bunlar. Yedi yüz yıl önce yazılmış. Hâlâ aynı yere vuruyor.