sadsad x
asdasd
Oğuz Atay Hayatı: Oğuz Atay Kimdir ve Nasıl Birisidir? 18 Ekim 2021

Oğuz Atay Hayatı: Oğuz Atay Kimdir ve Nasıl Birisidir?

Oğuz Atay Kimdir? 

Oğuz Atay (12 Ekim 1934 Kastamonu -13 Aralık 1977 İstanbul), 1997 yılında UNESCO tarafından 20. yüzyıl Türk edebiyatının en seçkin eseri olarak kabul edilen "Tutunamayanlar" romanının yazarı, Türk edebiyatında postmodern metin denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan, roman, oyun, öykü yazarı, mühendis ve öğretim üyesidir.

Oğuz Atay, 1934 yılında Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde ilkokul öğretmeni Muazzez Zeki ve hukukçu Cemil Atay'ın ilk çocukları olarak dünyaya gelmiştir. Sonrasında Okşan adında bir kız kardeşi olmuştur. Oğuz Atay'ın anneannesi Melek Hanım, dedesi ise Zeki Bey’dir.  Anneannesi Fransız asıllıdır. Melek Hanım, ailesinin evlenmesine izin vermemesi üzerine kaçarak İstanbul’a gelmiştir. Gerçek adı Melek değildir, bu ismi Müslüman olduktan sonra almıştır. Üç kız çocuğu olan Melek Hanım, çocuklarının eğitim görmesi ve meslek sahibi olması konusuna büyük önem vermiş, kızı Muazzez Hanım'ın Edirne Muallim Mektebi’ni bitirip Cumhuriyetin ilk çalışan kadınlarından birisi olmasına katkı sağlamıştır. Ayrıca Batılı yaşam tarzı ve giyim kuşamıyla da kıyafet devriminin başlatıldığı Kastamonu’da örnek kişilerden birisidir.

Okul dönemine kadar Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde yaşayan Oğuz Atay, babasının milletvekili seçilmesinin ardından 1939’da ailesi ile birlikte Ankara’ya yerleşmiş ve 1940 yılında ilköğretim hayatına başlamıştır. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara'da okuyan Oğuz Atay, okul hayatında mutlu bir çocukluk geçirememiştir Ancak mutlu olmamasına rağmen çok meraklı, araştırmacı ve zeki bir kişi olması nedeniyle derslerinde başarılı olmuştur. Okuduğu liseyi de bu başarısı ile birinci olarak bitirmiştir. 1951 yılında da İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği alanında eğitim almaya başlamıştır. Bu okuldaki hocalarından birisi daha sonra biyografisini yazdığı Mustafa İnan'dır. Yine bu yıllarda Marksizmle tanışmış, Markx’ın, Hegel’in ve Lenin’in kitaplarını okumuştur. 1957 yılında da okuldan mezun olmuş, 1957-1959 yılları arasında askerlik görevini yerine getirmiştir.

Oğuz Atay, çocukluk yıllarında zatürre geçirmesi nedeniyle hayatının geri kalan kısmında sakin bir yaşam sürmüştür.  Kuzeni Füruzan sayesinde klasikleri okumuş ve ince mizah anlayışını yansıtan karikatürler çizmiştir. Bu mizah anlayışına edebi eserlerinde rastlamak da mümkündür. 1950-1951 yılları arasında da Agâh Hün’un rejisörlüğünü üstlendiği Shakespeare’in "Hırçın Kız" isimli oyununda oynamıştır. Türk resminin önemli iki ismi Turgut Zaim ve Eşref  Üren’den de resim dersleri almıştır.

Oğuz Atay, aynı "Tutunamayanlar" kitabındaki Selim gibi okuduğu bölümü babası istediği için seçmiştir. Lise döneminde tiyatro ve resme ilgi duymuştur ve resim öğretmeni tarafından da sanat akademisine yönlendirilmiştir. Fakat babası istediği için mühendis olan yazar mesleğini de severek yapmamıştır. Bu durum eserlerinden de gözlemlenebilmektedir. Mühendislik okusa da edebiyattan ve sanatla olan bağını hiçbir zaman kesmemiştir.

Oğuz Atay, babası ile olan ilişkisi zıtlaşmalarla doludur. Babası klasik Türk müziğini ve Batı müziğini sevmediği için kendisi sevmiş, ona benzememeye çalışmıştır fakat babasının vefatının ardından yazdığı mektupta kendisinin babasının sevmediği özelliklerini aldığını ve ona benzediğini belirtmiştir. Tüm bunların yanı sıra da annesi gibi romantik bir kişiliğe sahiptir.

Oğuz Atay, askerlik döneminde Pazar Postası’nda yazı yazmaya başlamıştır. Pazar Postası’nın yazarları arasında Turgut Uyar, İlhan Berk, Cemal Süreya, Orhan Duru, Ceyhun Atuf Kansu, Fethi Naci, Muzaffer Erdost, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Güner Sümer, Korkut Boratav, Yılmaz Güney, Can Yücel, Tarık Dursun, Fikret Hakan, Asım Bezirci, Attila İlhan ve Ahmet Oktay gibi geniş bir yazar kadrosu vardır.

Oğuz Atay, Ankara’daki askerlik döneminde arkadaşı Cevat Çapan aracılığı ile Vüsat O. Bener ile tanışmıştır. Askerlik dönemi boyunca da sık sık Vüsat O. Bener ile sohbetler etmiş, fikir çatışmaları yaşamıştır. 1959 yılında askerlik görevini bitirip İstanbul’a döndüğünde aynı yıl Denizcilik Bankası TAO İstanbul Şehir Hatları İşletmesi Müdürlüğü’nde işe girmiştir. Bu işinden istifa ettikten sonra 1960 yılından 1976 yılı sonundaki hastalığına kadar İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nde hoca olarak çalışmıştır. 1971 yılında da ders notları niteliğindeki "Topoğrafya" kitabını yayımlamıştır.

Pazar Postası’nın ardından arkadaşı Turhan Tükel ile yeni bir dergi girişiminde bulunmuştur fakat “Olaylar Dergisi” çeşitli sorunlar nedeniyle dağılmış, bu durum da Oğuz Atay’da büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Olay sonrasında bağlı olduğu değerleri sorgulamış, ülkesinin aydınlarına karşı olan bakış açısında değişiklikler yaşamıştır.

Oğuz Atay, 2 Haziran 1961 yılında Fikriye Gürbüz ile evlenmiştir, bu evlilikten bir kızı olmuştur ve evlilik altı yıl sürmüştür. Boşandığında evinden sadece kitaplarını alıp çıkan Oğuz Atay, boşandıktan sonra yalnız yaşamış ve bu dönemi edebiyat açısından çok verimli geçirmiştir. Boşandıktan bir yıl sonra yakın bir arkadaşının eski karısı olan Sevin Seydi ile ilişki yaşamaya başlamıştır. Oğuz Atay, “Tutunamayanlar” ve “Tehlikeli Oyunlar” isimli eserlerini de Sevin Seydi’ye ithaf etmiş, eserlerindeki Günseli ve Bilge karakterlerini oluştururken ondan esinlenmiştir.

Oğuz Atay, 1976 yılında yüksek ateş ve baş ağrısı şikayetleri yaşamaya başlamıştır. Bu şikayetler sonucunda doktora giden ve beyninde iki tümör olduğu anlaşılan yazar 22 Aralık'ta tedavi amacıyla Londra'ya gitmiştir. Fakat genç yaşına rağmen 13 Aralık 1977 yılında hayata veda etmiştir.

Oğuz Atay’ın Eserleri Nelerdir?

Oğuz Atay’ın 8 adet eserleri aşağıda listelenmiştir.

         Tutunamayanlar

         Tehlikeli Oyunlar

         Korkuyu Beklerken

          Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan

         Oyunlarla Yaşayanlar

         Günlük

          Eylembilim

  • Topoğrafya

Oğuz Atay'ın İlk Eseri Nedir?

Oğuz Atay’ın ilk eseri 1970 yılında TRT roman yarışmasını kazanan "Tutunamayanlar" eseridir. Oğuz Atay'ın ilk sayfalarını 1968 yılında yazmaya başladığı eserin yazımı bir yıl sürmüştür. Bu süreç boyunca en büyük destekçisi Sevin Seydi olmuştur. Eseri bitirdikten sonra okuttuğu ilk kişi Vüsat O. Bener’dir. Vüsat O. Bener eseri genel olarak beğense de Oğuz Atay'dan eseri kısaltmasını istemiştir fakat yazar bunu en başta kabul etmemiştir. Bir süre sonra eksiltmeler yapmaya ikna olmuştur. Romanı tekrar gözden geçirdikten sonra 1970 yılındaki TRT roman yarışmasına yetiştirmeyi başarmış, ödülü de kazanmıştır. Ödülü almasına rağmen pek çok yayınevi eseri kalın bulduğu için basmak istememiştir. 1971 yılının Aralık ayında arayışlar sonucu bulabildiği bir yayınevinden ilk kez eserini yayımlatmıştır. Eser ilk basıldığında iki cilt halinde yayımlatmıştır.

Oğuz Atay'ın Kaç Tane Eseri Vardır?

Oğuz Atay'ın 8 adet eseri vardır.

Oğuz Atay Tiyatro Oyunları

Oğuz Atay’ın tek tiyatro oyunu “Oyunlarla Yaşayanlar”dır. Komedi türünde olan eserin karakterleri: Coşkun Ermiş, Saffet, Saadet Nine, Servet ve Ümit'tir. Eser Tanzimat'tan bugüne değişim gösteren politik ve toplumsal değerlerin, hedeflerin ve ölçütlerin Türk aydınını mahkûm etmesini ve bunalıma yol açmasını anlatmaktadır.

Oğuz Atay'ın Hikayeleri

Oğuz Atay'ın hikâyeleri "Korkuyu Beklerken" ismi ile kitaplaştırılmıştır. Kitabın ilk baskısı May Yayınları tarafından 1975 yılında yapılmıştır. Kitap günümüzde İletişim Yayınları'ndan çıkmaktadır. Oğuz Atay'ın hikâyeleri: Beyaz Mantolu Adam, Unutulan, Korkuyu Beklerken, Bir Mektup, Ne Evet, Ne Hayır, Tahta At, Babama Mektup ve Demiryolu Hikâyecileri - Bir Rüya'dır.

Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" Adlı Eserinin Önemi Nedir?

Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” isimli eseri hem Türk edebiyatında devrim niteliğinde kabul edilen bir eser olması hem de yazarın ölümünden yirmi yıl sonra yani 1997 yılında UNESCO tarafından 20. yüzyıl Türk edebiyatının en seçkin eseri seçilmesi ile büyük bir öneme sahiptir.

Oğuz Atay Romanları

Oğuz Atay’ın 4 adet romanı aşağıda listelenmiştir.

  • Tutunamayanlar: Eserde Selim Işık'ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben'in arkadaşının intiharını araştırması anlatılmaktadır. Eserde birçok kişi vardır ve bu kişilerin hepsi Selim'in hayatına dokunmuş kişilerdir. Anlattıkları ile Selim Işık'ın intihar ile sonuçlanan yaşamanı aydınlatmaktadırlar. Bu eserle birlikte Selim Işık, bunalan aydının, sorgulayan ve düşünen insanın kısacası tutunamayanların sembolü haline gelmiştir.
  • Tehlikeli Oyunlar: Eser, Oğuz Atay'ın yayımladığı ikinci romandır ve ilk yayım tarihi 1973'tür. Oğuz Atay verdiği bir röportajda bu kitap hakkında "Sanırım bu romanın kahramanı da tutunamıyor. Bu konudaki yakınmalarını pek ciddiye almıyorum. Selim kadar haklı değil galiba. Hikmet de (yeni romanın kahramanı) bunun farkında olacak ki tatsız sıkıntılarını dindirmek için oyunlara başvuruyor. Kitabın adı ‘Tehlikeli Oyunlar’ olacak." sözlerini söylemiştir.
  • Bir Bilim Adamının Romanı: Oğuz Atay'ın üniversiteden hocası Prof. Dr. Mustafa İnan'ın yaşam hikâyesini anlattığı eseridir. Kitabın ilk bölümünde Mustafa İnan'ın çocukluğundan mezuniyetine kadar olan yaşamı ele alınmıştır. İkinci bölümde ise idealist bir akademisyen oluşu ve başarılı bilimsel faaliyetleri anlatılmaktadır. Hayat arkadaşı Jale Hanım ile nasıl tanıştığı ve evliliği hakkında bilgiler de yine bu bölümde anlatılmıştır. Yahya Kemal Beyatlı'nın sohbetlerine de katılan Mustafa İnan çok yönlü bir kişidir. 1967 yılında lösemi hastalığından nedeniyle vefat eden bilim adamı gücünün yettiği son ana dek öğrencileri ile birlikte olmuştur.
  • Eylembilim: Eser, Oğuz Atay'ın tamamlanamayan eserlerinden biridir ve kızının bulduğu isimsiz bir dosya içerisinden eserin bazı kısımlarının bulması ile birlikte 1998 yılında yayımlanmıştır. Konu olarak bir devlet üniversitesinde meydana gelen olaylara karşı bir profesörün tutumunu ele almaktadır. Eserin yapısı ironiktir. Romanın merkezinde Sağ-Sol çatışması yer almaktadır.

Oğuz Atay Kaç Tane Roman Yazmıştır?

Oğuz Atay 4 adet roman yazmıştır.

Oğuz Atay En İyi Romanı Hangisidir? 

Oğuz Atay’ın herkes tarafından bilinen en ünlü eseri "Tutunamayanlar" eseridir. Eseri diğer eserlerden ayıran özelliklerin başında çeşitli üslupların ve metin türlerinin bir arada kullanılıyor olması gelmektedir. Eser geleneksel anlayışı yıkmış, postmodern bir metindir.

Oğuz Atay İlk Romanı Hangisidir?

Oğuz Atay’ın ilk romanı “Tutunamayanlar”dır.

Oğuz Atay’ın Romanlarının Özellikleri Nelerdir?

Oğuz Atay’ın romanları postmodern roman özelliklerine sahiptir. Türk edebiyatında yer alan bazı postmodern romanlar aşağıda listelenmiştir.

Oğuz Atay Romanları Hangi Türdedir?

Oğuz Atay’ın romanlarının türü postmodern romandır. Türk edebiyatında Oğuz Atay dışında da postmodern metinler yazan yazarlar vardır. Türk edebiyatında postmodern metinler yazan bazı yazarlar aşağıda listelenmiştir.

Oğuz Atay Romanlarında Hangi Tekniği Kullanmıştır?

Oğuz Atay, romanlarında postmodern edebiyatın tekniklerini kullanmıştır. Kullandığı bazı teknikler aşağıda listelenmiştir.

  • Üstkurmaca: Klasik anlamdaki tüm kurmaca türlerine atıfta bulunan kurmaca türüne verilen isimdir. Amacı gerçek ile kurmaca arasındaki ilişkiyi sorgulamaktır. Okuyucunun dikkati anlatının bir kurmaca olduğuna çekmek istemektedir.
  • Metinlerarasılık: Edebi metinlerin anlamının başka metinler tarafından şekillendirilmesine metinlerarasılık adı verilmektedir. Yazarın başka metinlerden belli parçaları ödünç alması veya dönüştürmesidir. Bu sayede okuyucu başka metinlere de yönlendirilmektedir.
  • İroni: Başka bir yazılı metinden resim, motif, davranış biçimi veya bir kişinin karakterini almak, onların kurgu ve anlatı biçimleriyle oynamak ironi olarak adlandırılmaktadır. İronide söylenen sözün tersi kastedilmektedir.
  • Parodi: Ciddi kabul edilen edebi bir eserlerin bir bölümünün veya tamamının postmodern metin içerisinde alaya alınmasıdır.
  • Pastiş: Postmodern metinlerde yazarın başka bir yazarın dil ve anlatım özelliklerine, düşüncelerine öykünmesi ve o yolda yazmasıdır.
  • Kolaj: Metin içerisinde birbirinden farklı metinlerin bir araya getirilmesidir. İlk olarak modernist yazarların kullandığı bu tekniği postmodern yazarlar da kullanmıştır. Postmodern metinlerde bütüncüllüğü bozmak, yapıyı dağınıklaştırmak için kullanılmaktadır.
  • Bilinç akışı: Edebi metinde karakterin düşüncelerini olduğu gibi, belli bir sıralama gözetmeden okuyucuya aktarmak için kullanılan edebi bir tekniktir.

Oğuz Atay Öykülerinde Hangi Tekniği Kullanmıştır?

Oğuz Atay, öykülerinde postmodern ve modern edebiyatta kullanılan teknikleri kullanmıştır.

Oğuz Atay Hangi Dönem Yazarıdır?

Oğuz Atay, Cumhuriyet dönemi yazarıdır.

Oğuz Atay Sanat Anlayışı Nedir?

Oğuz Atay, sanat sanat içindir görüşünü savunmaktadır.

Oğuz Atay Kimlerden Etkilenmiştir?

Oğuz Atay’ın etkilendiği isimler aşağıda listelenmiştir.

Oğuz Atay'ın Edebiyat İçin Önemi Nedir?

Oğuz Atay, edebiyatımızda postmodern roman anlayışının öncülerinden olması ile büyük bir öneme sahip olmuştur.

Oğuz Atay’ın Aldığı Ödüller?

Oğuz Atay’ın aldığı ödüller aşağıda listelenmiştir.

  • 1970 TRT Roman Ödülü
  • Tutunamayanlar eseri ile 1997 yılında UNESCO tarafından 20. yüzyıl Türk edebiyatının en seçkin eseri ödülünü almıştır.

Oğuz Atay Belgeseli

TRT'de yayımlanan "Hayat Bir Oyundur" belgeseli Oğuz Atay'ın, yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal olayları eşliğinde hayatı ve eserlerini anlatmaktadır. Günümüzde Youtube üzerinden TRT Arşiv kanalından izlenebilmektedir.

Oğuz Atay Sözleri

Oğuz Atay’ın yirmi adet sözü aşağıda listelenmiştir.

  • “Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir kitapları koruma derneği kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli…” (Tutunamayanlar)
  • “Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır.” (Tehlikeli Oyunlar)
  • “Kelimelerden önce de yalnızlık vardı kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık… Kelimenin bittiği yerden başladı. Kelimeler yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.” (Tutunamayanlar)
  • “Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun?” (Tehlikeli Oyunlar)
  • “Buraya rüyalarımızı gerçekleştirmek gerçek cenneti kurmak ve kötü hayalleri kovmak üzere toplanmış bulunuyoruz onları gözyaşlarımızla mı eğlendireceğiz onlar bu çeşit eğlenceyi daha çok severler ama ne ağladık ne ağladık diye heyecandan titrerler birbirlerine anlattıkça oysa biz onlara cenneti sunacağız cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir birbirlerine aldırmaları birbirlerinin farkında olmaları demektir sen beni dinleyeceksin sayın yetkili benim reyimle oraya geldin bana kulak vereceksin yanımdan hışım gibi özel muhafızların ve kurşun işlemez camlı arabalarınla rüzgar gibi geçmeyeceksin öyle sahte bir samimiyet de istemiyorum benimle el sıkışırken resimler çektirmen gereksiz…” (Tutunamayanlar)
  • “Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder; fakat asla zekasından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekanın bir unsurudur.” (Bir Bilim Adamının Romanı)
  • “Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür. Elbette, çok gelişmiş milletler, kötülükten de bir şeyler çıkarıp, onu az gelişmiş milletlere ihraç etmek yolunu bilmektedirler. Kötülüğü rasyonalize edip, ya da sanat eserlerinde dondurup, hayata ait bir canlılık bulmaktadırlar kötülükte. Burada, tek korunma yolu, kötülüğün üstünden akıp gitmesini sağlamaktır. Benim gibi, az gelişmiş bir ilkokul öğrencisinin de başarabileceği tek şey buydu. Kötülüğe kayıtsız kaldım; ona içimde yer vermedim. Kara ekmeği yemek zorundaydım; ama kötü şiiri okumadan da yaşayabilirdim.” (Tutunamayanlar)
  • “Her şey öğretilebilir. İyi yaşamak için neler yapmalı? Bunu bile öğretebiliriz insanlara. Çünkü İyi yaşamak da bilgiye dayanır. Bunu da göstermeliyim sizlere. Çünkü ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir. Onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz. Nasıl yaşamak gerektiği de sezdirmeden öğretilebilir onlara. Hayatın yaşamaya değer olduğu öğretilebilir. Güzel sanatların da, edebiyatın da büyük ve güzel şeylerin de var olduğunu öğrenmeli insanlarımız.” (Bir Bilim Adamının Romanı)
  • “Yaşasın papatyalar; canım papatyalar. Seviyorum sizleri. Sizler ki bütün kış toprağın altında, yalnız bizi düşünürsünüz ve ilkbaharda hemen seriliverirsiniz ayaklarımızın altına. Canımlarım benim. Seviyorum sizleri insan kardeşlerim. Durup dururken seviyorum işte. Sevip duruyorum. Kollarımı açıp bütün insanlığı kucaklıyorum. Papatyalar gibi sizi koparıp göğsümde tutmak istiyorum…”  (Tutunamayanlar)
  • “Büyük kalpler nedense çok zayıf oluyor…” (Oyunlarla Yaşayanlar)
  • “Ne zaman vaktin var? dedi. Her zaman. Ona bu sözü söylemedim tabii. Her zaman vakti olanlara saygı duyulmaz.” (Korkuyu Beklerken)
  • “(…) Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü ey milletim, senin hakkında az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim! Neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. Bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz.” (Oyunlarla Yaşayanlar)
  • “Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir. Belgeler gereksizdir, unutulacak ayrıntıları yazmak anlamsızdır. Belki de unutmak esastır. Öğrenmek, kendini tanımak mutsuzluktur.” (Günlük)
  • “İki yaşında geçirdiği sıtmanın etkisiyle hızlı koşamadığı için saklambaç oyunlarında sık sık ebe olmaktan kurtulamadı. Bu ebeyle, onu dünyaya getiren ebe arasındaki ilişkiyi bir türlü bulamadı.” (Tutunamayanlar)
  • “Neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes her an, suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim ilk günahımız budur: Cezalandırılmayan küçük günahların toplamı, hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlet de aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır. Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, deneme bunun için tehlikelidir, roman ve hikâye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir…” (Günlük)
  • “Beklenmedik bir zamanda. Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara rastlamak için yolunu sen değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin.” (Tutunamayanlar)
  • “İlkokul sıralarından başlayarak ‘kendi bacağından asılan koyun’ felsefesiyle yetiştirilenlere asla itibar etmeyeceksin. Onların arasından ülkeye yararlı birinin çıktığı görülmedi. (…) Ve hiçbir zaman düzen bozukluğunu mazeret göstermeyeceksin. Başarısızlıklarını bozuk düzenin sırtına yüklemen belki seni rahatlatır, fakat kurtarmaz. Elbette dünyayı tanıyacaksın ve kendi ülkenin durumu üzerinde düşüneceksin. Bir aydından zaten başka türlü bir davranış beklenir mi?” (Bir Bilim Adamının Romanı)
  • "“Coşkun: Ben de büyük meseleler yüzünden harcamış olmak isterdim hayatımı. Küçük dertler yüzünden harcamış olmak istemezdim hayatımı. Küçük dertler yüzünden yıpranıp gitmek istemezdim. Üstelik bazı şeylerin, mesela zavallı milletimin farkına varmaya başlıyordum. Ben de bir eski zaman piyesi olsaydım. Modern oyunların modern kahramanları gibi silik bir hayat yaşamasaydım. Belki de işi başından yanlış tuttum. Bence keman dersleri almaya devam etmeliydim. Başımdan büyük işlere giriştim. Gülünç olma pahasına, kendime göre çok ciddi işlere giriştim.(…) Son kozumu oynuyorum aziz dostum ve bana pahalıya mal olsa da ancak bir kişiyi ağlatabiliyorum. Tabii ben biraz…ucuza…mal oldum…faturamı ödemediler. İnsanlığa…bir şeyler…bırakabil..dim mi dersiniz….görevimi…yapabildim mi?…" ( Oyunlarla Yaşayanlar)
  • “İnsanlardaki zavallılığı, önce çocuklar seziyor galiba. Delileri de önce onlar kovalar. Eğilip yerden taş alan yüzlerce deli birden gördü kafasında; yüz milyonlarca çocuk, on binlerce deliyi kovaladı. Salim’le iyi geçinmeliyim. ‘Saçmalama’ diye homurdandı içeri girerken.” (Tehlikeli Oyunlar)
  • “Çocukluğun biteceğini bilseydim, her ne pahasına olursa olsun oynardım; ben de hiç olmazsa ihanet ederdim […] haini oynardım, korkağı oynardım, fakat oynardım; kimse beni sahneden çıkaramazdı. Büyüyünce bu rolleri oynamak pek hoş olmuyordu.” (Tehlikeli Oyunlar)

Oğuz Atay Nerelidir?

Oğuz Atay, baba tarafından Kastamonulu, anne tarafından İstanbulludur.

Oğuz Atay'ın Babası Kimdir?

Oğuz Atay’ın babası Cemil Atay’dır. Cemil Bey, ağır ceza yargıcı ve Cumhuriyet Halk Partisi 6.ve 7. dönem Sinop, 8. dönem Kastamonu vekili olan; görevlerinin bilincinde, kararlı, eğitime önem veren ve yol göstericiliği yapan bir kişidir.

Oğuz Atay Çocukluğu Nasıldır?

Oğuz Atay'ın çocukluğu sert bir baba ve kendisine çok düşkün olan bir anne ile geçmiştir. Yazar küçük yaşta zatürre geçirmiş ve bu hastalığın etkisini hayatı boyunca atlatamamıştır. Hastalık nedeniyle ilkokul yıllarında ilgi duyduğu atletizmden ayrılmak zorunda kalmıştır. Yıldız Ecevit, bu durum hakkında “Oğuz Atay’ın çocukluğunda geçirdiği bu hastalık büyük bir olasılıkla, onun iç dünyasında yaşadığı çevreye yabancılaşma olgusunun ruhbilimsel nedenlerinin gerisindeki fizyolojik kökenli kaynağın kendisidir.” sözlerini yazmıştır. Yazarın kız kardeşi de abisinin çocukluğu hakkında  “Oğuz çok sakindi, bir kız çocuğu gibiydi” sözlerini söylemiştir.

Oğuz Atay Eğitim Hayatı Nasıldır?

Oğuz Atay’ın eğitim gördüğü okullar sırası ile aşağıda listelenmiştir.

  • Ankara Maarif Koleji
  • İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesidir.

Oğuz Atay Nasıl Bir Yazardır?

Oğuz Atay, modernizmin bütün araçlarını maksimalist bir üslûp ile kavrayarak kendine özgü dil ve üslûbu ile Türk romanında yeni bir dönem başlatan yazardır. Bulunduğu zamanın ilerisinde eserler kaleme almış, yenilikçi yazarlardan biridir. Eserlerinde birey ve dış dünya arasına kurduğu karşıtlık çözülmez ve aşılmaz gibi görünmektedir. Karakterleri “dünyaya fırlatılmış insan” imgesini yansıtmaktadır. Kitaplarındaki insanlar uyumsuz, sıkıntı ve tedirgindir.

Oğuz Atay Evlendi Mi?

Oğuz Atay, üniversitenin son yıllarında tanıştığı ve kendisinden beş yaş büyük olan Fikriye Gürbüz ile evlenmiştir. Bu evlilik 1961 yılından 1967 yılına kadar sürmüştür. Fikriye Gürbüz’ün ardından Sevin Seydi ile ilişki yaşamıştır. 26 Nisan 1974’te de söyleşide tanıştığı Yeni Ortam Gazetesi’nde muhabir olan Pakize Kutlu ile evlenmiştir.

Oğuz Atay'ın Çocukları

Oğuz Atay’ın Fikriye Gürbüz ile olan evliliğinden Özge adında bir kızı olmuştur.

Oğuz Atay Kaç Yaşında Vefat Etti?

Oğuz Atay, vefat ettiğinde 43 yaşındadır.

Oğuz Atay Mezarı Nerededir?

Oğuz Atay’ın mezarı, İstanbul Edirnekapı Şehitlik ve Mezarlığındadır.

Oğuz Atay Hakkındaki Kitaplar

Oğuz Atay hakkında yazılan kitaplar aşağıda listelenmiştir.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.