Menü
Hesabım
Şifremi Unuttum
Kayıt Ol
Sepetim
Tutunamayanlar Kitabından En Etkileyici 20 Alıntı
11.05.2026

Tutunamayanlar Kitabından En Etkileyici 20 Alıntı

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı, Türk edebiyatında yerleşik anlatı kalıplarını sarsan ve modern aydın kimliğini derinlemesine sorgulayan en dikkat çekici yapıtlardan biri olarak kabul edilir. 1970 yılında TRT Roman Ödülü’ne layık görülmesiyle dikkatleri üzerine çeken Tutunamayanlar, geleneksel anlatı yapısını kıran yenilikçi yaklaşımıyla Türk edebiyatında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Eser bir zihniyetin, belirli bir toplumsal sınıfın ve modern bireyin yaşadığı içsel huzursuzluğun kapsamlı bir incelemesi niteliğindedir.

Eserde Selim Işık’ın intiharının izini süren Turgut Özben’in, bu arayış sırasında kendi burjuva hayatının sahteliğiyle yüzleşmesini anlatır. Ancak bu anlatı, alışılagelmiş bir kronolojiyle değil; oyunlar, uydurma ansiklopedi maddeleri, şarkılar, günlükler ve bilinç akışı teknikleriyle örülmüştür. Romanın kalbinde yer alan “Tutunamayanlar” hayata, düzene, sahteliğe ve küçük hesaplara uyum sağlayamayan, vicdanıyla aklı arasında sıkışmış insanların ortak adıdır.

Atay’ın dili, hüzünle dalga geçen, en acıklı anın ortasında kahkahayı patlatan, ironiyi bir zırh gibi kuşanan eşsiz bir üsluptur. Aşağıda listelenen alıntılar eserin iki temel figürü Selim Işık ve Turgut Özben’in zihin dünyasından süzülen, romanın kavramsal çerçevesini ve Atay’ın dilindeki bu karakteristik özellikleri yansıtan kesitlerdir:

 

  • “Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir.”
  • “Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.”
  • “Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. Sen evlendin ve oyunu bozdun.”
  • “Benim gibi okusaydınız kirli sokakları, yosunlu duvarları, çarpık taşlı binaları severdiniz.”
  • “Tutunamayanları avlamak çok kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz, hemen yaklaşırlar size.”
  • “Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”
  • “Yaşamak aynı zamanda yaşamış olduklarını hatırlamak demektir; hatırladıkça bunalıyorum.”
  • “Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu.”
  • “Hayır, dostum. Ben, en acıklı anda bile güldürücü sözler bulabilen bir insanım. Kendime acımam yoktur.”
  • “Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz Olric? Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız?”
  • “Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da anormal dediler.”
  • “Felsefe kitapları okumayı denedi. Bir süre sonra, iki kere ikinin dört olduğundan kuşkulanmaya başladığı için bıraktı.”
  • “Aptalca duygulanmaktan korktuğum için çevremi akılla doldurmuşum. Aşktan, üzüntüden bahsedebileceğim aptal insanları arıyorum.”
  • “Kişisel değer saydığımız şeylerin, toplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini de hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız.”
  • “Üç çeşit meslek varmış: mühendislik, doktorluk, bir de hukukçuluk. Ben ressam olmak istiyordum. Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.”
  • “Seni baştan savmalarına yol açmamak şartıyla kendini acındıracaksın, gülümseyeceksin, bekleyeceksin... ve hiçbir zaman ümide kapılmayacaksın.”
  • “Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım”
  • “Yazık ki erkekler, şımartıldıkları zaman nerede durmaları gerektiğini çoğu zaman bilemezler. Kadının, bunu hatırlatmasıysa, utanç verici bir uyarmadır onlar için.”
  • “Kitapçıların ve çiçeklerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişi güzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel bir itina isteyen varlıklardır.”
  • “En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni. Kitaplar da büsbütün bozdu ahlakımı.”
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.