Tükendi
Gelince Haber VerÇanakkale…
Bir milletin kaderinin, adı kayda geçmeyen kahramanların omuzlarında taşındığı yer.
Niğdeli (Çolak) Ali; cephede ismi anılmayan, fakat savaşın bütün yükünü sırtında, mermiyi koltuğunda taşıyanlardan biridir. Bu roman, Çanakkale’de toprağa düşenlerin değil; toprağı ayakta tutanların hikâyesini anlatır. Sessiz cesaretin, yarım kalan bedenlerin ama tamamlanan bir vatanın romanıdır.
Cephede atılan her adım, alınan her nefes; tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir gerçeği gün yüzüne çıkarır. Bu sayfalarda zaferin yalnızca bilinen isimlerle değil, gizli kahramanlarla kazanıldığını göreceksiniz.
Bu eser, tarihimizin unutulmuş yiğitlerini yeniden hatırlatma gayesi taşır. Vatan için cepheye koşanların imanını, vakarını ve fedakârlığını bugünün insanına hakkıyla duyurmayı amaçlar. Niğdeli Ali, kopan parmağına değil; ardında durduğu vatana yanan bir Anadolu evlâdıdır. Ayağındaki mermilere değil, milletin yüküne talip olmuştur. Çanakkale’nin kızıl ufkunda patlayan her top, onun yüreğinde bir yemine dönüşür:
“Bu toprak düşmez, bu bayrak inmez!”
Bu roman, bir ömrün nasıl çelikleştiğini; bir köylünün adının nasıl ebediyete karıştığını anlatır. Niğdeli (Çolak) Ali yalnız bir asker değil; bir vicdanın, bir neslin, bir ahlâkın timsalidir.
Unutulmasın; unutuldukça eksiliriz.
Bu eser bir hatırlatmadan öte, bir duadır:
Allah bu milleti Niğdeli Ali gibi yüreklerden mahrum bırakmasın.
Allah bu millete bir daha Çanakkale yaşatmasın.
Âmin.